ANLAMI KONULDUKLARI YERDEN KAYDIRILAN AYETLER!

 

 

İddia: Peygamberimize Kur’an gibi benzeri bir vahiy daha verilmiştir. Aşağıdaki ayet (Necm:3) Peygamberimizin konuşmalarının da vahiy olduğunun delilidir. Hadisler de vahiydir/ahyin açıklamasıdır.

 

Sünnet vahy-i gayri metluv olarak ifade edilir ve vahyi metluv olan Kur’an’a uymamız gerektiği gibi, ikinci vahiy olan sünnete de uymamızın esas olduğunu belirtir. Zira bağımlılığı ve Allah’tan olmaları bakımından ikisi de aynıdır.

 

Hadis: “Bana Kitap ve onunla beraber onun misli verildi.” (Ebu Davud)

 

Ayetler:

 

Necm 3: Ne de kendi kişisel arzusundan konuşmaktadır.

 

Necm 4: O (Kur’an) ancak ve ancak bildirilen bir vahiydir.

 

İddiaya Cevap: Yukarıdaki ayet iddiaya kaynak olarak kullanılarak (Necm:3) peygamberimizin gündelik konuşmalarının da vahiy olduğu iddiası geçmişte ve günümüzde birçok din adamı tarafından savunulmuştur. Yukarıdaki ayetin sure içerisindeki bütünlüğünü dikkate aldığımızda ayetten bu sonucun çıkmasının İMKÂNSIZ olduğuna tanık oluruz.

Yukarıdaki ayetin bağlamının Kur’an ile alakalı olduğu çok açıktır. Önce ayetin bağlamına bakalım.

  1. AYETTE DURUM AÇIĞA ÇIKIYOR

 

Necm 2: Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır, ne de azmıştır.

Necm 3: Ne de kendi kişisel arzusundan konuşmaktadır.

Necm 4: O (Kur’an) ancak ve ancak bildirilen bir vahiydir.

 

KUR’AN VAHYEDİLİYOR:

 

Necm 10: Ve sonra kuluna ne bildirilecekse onu vahyetti.

 

Ayetten çok net bir şekilde Peygamberin şahsi sözlerinin değil, vahyedilen Kur’an’ın kastedildiğini görebiliriz. “Kuluna vahyetti” diye bildiriliyor. Ayette “Kulunu söyletti” deseydi haklılık payı olabilirdi fakat Kur’an’ın tamamını incelediğimizde, hiçbir elçinin ŞAHSİ SÖZLERİNİN DİN OLARAK GÖRÜLMESİNE DAİR BİZE EMREDİLEN TEK BİR AYET BULAMIYORUZ.

 

KUR’AN’IN MİSLİ YOKTUR Kİ GAYRİ METLUV VAHİY OLABİLSİN!

İsra 88: De ki: “Tüm insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini oluşturmak amacıyla toplansalar ve bu konuda birbirlerine destek olsalar bile onun bir benzerini oluşturamazlar.”

 

İsra 89: Biz bu Kur’an’da her türlü örneği verdik, ne var ki halkın çoğunluğu inkârda direniyor.

 

Kur’an’ı misli/benzeri yoktur; bu, Kur’an’ın iddiasıdır . Hadislerin gayri metluv vahiy olarak kabul edilemeyeceği sadece İsra suresindeki ilgili ayetlere bakıldığında bile kolayca görülür. Ayetin hemen devamında da Kur’an’da her türlü örneğin verildiğinin söylenmesi tesadüf müdür?

Yüce Allah, kendi vahyinin yanında başka dini kaynakların uydurulacağını, dininin bu yolla bozulacağını bildiği için, Kur’an, önemli açıklamaların ardından iddia sahiplerinin teorilerini çürütecek ciddi mesajlar eşliğinde bilgi vermektedir.

  • Kur’an benzersiz bir Allah sözüdür.
  • Kimse benzerini ortaya koyamaz.
  • Kur’an’da ihtiyacımız olan örnekler verilmiştir.
  • İnsanların çoğu Kur’an’ın her türlü örneği verdiğine inanmayacaktır.

Kur’an’da Kur’an’dan ayrı bir vahiy olduğunu çürütecek çok sayıda ayette vardır. Bunlar çok ciddi uyarılarla birlikte verilir.

ELÇİLERİN/KULLARIN ŞAHSİ SÖZLERİ DİN OLAMAZ!

PEYGAMBERİMİZİN VAHYİN DIŞINA ÇIKMASINI İSTEYENLER VARDI

İsra 73: Başka bir şeyi uydurup bize yakıştırman için nerdeyse seni sana vahyettiğimizden ayırıp saptıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

 

CİDDİ UYARI: KUR’AN’A ÇAĞIR VE KUR’AN’DAN SAPMA

 

Kasas 87: Sana indirildikten sonra seni ALLAH‘ın AYETLERİNDEN SAPTIRMASINLAR. RABBİNE ÇAĞIR; ortak koşanlardan olma.

 

SADECE KİTABA GÖRE KULLUK YAPIN

 

Âl-i İmran 79: ALLAH’ın kendisine kitap, bilgelik ve peygamberlik verdiği hiçbir insan, “ALLAH’tan sonra bana da kulluk ediniz” diye halkı kendisine çağırmaz. Aksine, “ÖĞRENİP ÖĞRETTİĞİNİZ KİTAP GEREĞİNCE kendisini Rabbine adayan kullar olun”, der.

 

KUR’AN’I YETERSİZ GÖRENLER İNKÂRCIDIR

 

Yunus 15: Onlara APAÇIK olan AYETLERİMİZ okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar, “Bundan BAŞKA BİR KUR’AN GETİR yahut onu değiştir!”, derler. De ki: “Onu kendi tarafımdan değiştiremem. BEN YALNIZ BANA VAHYEDİLENE UYARIM. Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.”

KULLARIN DİN ADINA İLAVELERDE BULUNMASI YASAKTIR

 

Hakka 44: O bize bazı sözler yakıştırsa,

 

Hakka 45: Biz onu kuvvetle yakalar,

 

Hakka 46: Sonra ondan vahyi keserdik.

 

Kur’an’ın dışına çıkmanın bedeli yukarıdaki ayetlerde belirtilmiştir. Kur’an’dan sapmamanız ve ayrı dini kaynaklara gitmememiz için ALLAH sürekli uyarılarda bulunuyor. Yukarıdaki ayetlerde yapılmış olan azap uyarıları boşuna değildir. ALLAH’ın vahyini yetersiz görüp Peygamberimize atfen asırlar sonra derlenmiş kaynaklara “vahiy” demek son derece mantıksız bir iddiadır.

Yukarıdaki tüm ayetler gösteriyor ki, din adına kişilerin şahsi sözleri izlenemez. Din adına yapılacak her çıkarsamanın DELİLİ OLMAK ZORUNDADIR. Din olarak uygulayacağımız şeylerin kökeni yine vahiy olmak zorundadır. Dini hükümler koymak kullara yasaklanmıştır. ALLAH din adına tek otoritedir ve zaten dinin konusu da budur.

 

 

İddia 2: Haşr suresi 7. Ayette de belirtildiği gibi, Peygamberimiz ne verirse onu almak zorundayız. Hadisler de Peygamberimizin Kur’an’ı açıklamasıdır. O’nun yasaklaması da Allah’ın yasaklaması gibidir.

 

DELİL OLARAK KULLANILAN HADİSLERDEN BİRİ:

 

Abdullah b. Mes’ud’a (r.a) Beni Esed kabilesinden bir kadın gelip şöyle dedi: “Ey Eba Abdirrahman! Senin dövme yaptırana ve yapana, yüzündeki kılları aldırana ve dişlerini güzellik için birbirinden ayırana lanet ettiğini duydum?” Abdullah b. Mes’ud ona şu cevabı verdi: “Ben kim oluyorum ki, Resulullah (a.s)’in lanet ettiğine ve Kur’an’da belirtilene lanet etmeyeyim?” Kadın cevaben; “İki kapak arasındaki Kur’an’ı (Kur’an’ın tamamını) okudum. Fakat böyle bir şeye rastlamadım?” deyince İbn-i Mes’ud’un cevabı şöyle oldu: “Eğer layık-i veçhile okumuş olsaydın bulurdun. Zira Allah Teâlâ buyuruyor ki: “Peygamberin size bildirdiği her şeyi alıp kabul edin, O’nun menettiği her şeyden vazgeçin.”

 

İDDİAYA CEVAP: İddialara göre dövme yaptıran kişi laneti hak etmiş olur. Bunun delili de Haşr suresi 7. Ayetmiş. İlgili ayet, Peygamberimizin yasama ile alakalı yetkisinin olduğunun da delili olarak kullanılmıştır.

 

Haşr suresi 7. Ayet bağlamından koparılarak dine birçok hüküm bu yolla eklenmiştir.

 

Önce Haşr Suresi 7. Ayet neden bahsediyor bakalım.

 

 

HAŞR SURESİ İLK DOKUZ AYET:

 

Haşr 1: Göklerde ve yerde ne varsa ALLAH’ı yüceltir. O üstündür, bilgedir.

 

Haşr 2: O ki, kitap halkından inkârcı olanları ilk sürgün için ülkelerinden çıkarmıştır. Onların çıkacağını hiç beklemiyordunuz. Kalelerinin kendilerini ALLAH’tan koruyacağını sandılar. Ancak ALLAH onlara ummadıkları bir yerden geldi ve kalplerine korku saldı. Böylece evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlar. Ey görüş sahipleri, ibret alınız.

 

Haşr 3: ALLAH onları ayrılmaya zorlamasaydı, bu dünyada cezalandıracaktı. Ahirette de onlara ateş azabı vardır.

 

Haşr 4: Çünkü onlar, ALLAH’a ve elçisine karşı geldiler. Kim ALLAH’a karşı gelirse ALLAH’ın cezalandırması çetindir.

 

Haşr 5: Bir ağacı kesseniz de yahut gövdesi üzerinde bıraksanız da, bu, ALLAH’ın arzusuna göredir. O, yoldan çıkanları alçaltacaktır.

 

Haşr 6: ALLAH’ın onlardan alıp elçisine verdikleri için siz at ve deve sürmediniz (savaşmadınız); ama ALLAH elçisini dilediğinin üstüne gönderir. ALLAH her şeye kadirdir.

 

Haşr 7: ALLAH’ın o ülkelerin halklarından elçisine GANİMET BIRAKTIĞI ŞEYLER ALLAH’ın ve elçisinindir. Yani akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara verilmelidir ki, zenginlerinizin arasında tekelleşmesin. Elçinin size verdiğini alın; ancak onun size vermediğinden uzak durun. ALLAH’ı dinleyin. ALLAH’ın cezalandırması çetindir.

 

Haşr 8: ALLAH’ın lütuf ve rızasını aradıkları, ALLAH’ı ve elçisini destekledikleri için yurtlarından ve mallarından edilmiş bulunan göçmenlerin fakirlerine (öncelikle vermelisiniz). Doğru olanlar bunlardır.

 

Haşr 9: Onlardan önce yurt ve inanca sahip olanlar, kendilerine göç edenleri severler ve verdiklerinden ötürü içlerinde bir BURUKLUK DUYMAZLAR. Hatta kendileri ihtiyaç içinde bile olsalar onları kendilerinden önde tutarlar. Doğrusu, nefislerinin bencilliğinden korunanlar kurtulanlardır.

—————————————————————————————————————–

 

Yukarıdaki konunun 15. Ayete kadar devam ettiğini görebilirsiniz. 15 ayetlik bir bölümden sadece “Elçinin size verdiğini alın; ancak onun size vermediğinden uzak durun” gibi bir kısmın koparılıp ‘’dövme yaptırana, yüzdeki kılı aldırana, dişlere estetik yaptırana’’ lanet için nasıl delil olarak kullanılabildiğini sormak lazım.

 

Hadisler yoluyla binlerce dini hüküm İslam dinine ilave edilerek din tahrif edilmiş, mezheplere ve bölünmeye yol açılmıştır. Haşr suresindeki ilgili bölüm de buna delil olarak getirilmiştir. Ayetin konusu ve cevap verdiği kısım, beşte birlik dağıtıma karşı çıkanlarla ilgilidir (Haşr 9).

 

Ayetlerin bağlamı: İlk ayetten 15. Ayete kadar konunun bağlamının çıkan savaş ve kalan GANİMET ile alakalı olduğunu göreceksiniz. Ganimet taksimine yapılan itirazlara gelen bir cevaptır aslında ilgili ayetler. Ganimet taksiminde muhacirlere (Haşr:8) olumlu yönde ayrım yapılıp, ilaveten yardım (alınan 1/5) edilmesine karşı bir tepki olduğunu ayetlerde görüyoruz. Kendileri ihtiyaç sahibi olsalar bile varlarını yoklarını, yurtlarını terk eden ihtiyaç sahibi muhacirlere ilave pay verilmesine karşı çıkmamaları gerektiği açıklanıyor.

KARŞI ÇIKILAN PAY:

Enfal 41: Ayırım gününde, iki ordunun karşılaştığı günde, kulumuza indirdiğimize ve ALLAH’a inanıyorsanız, bilin ki, elinize geçen her ganimetin beşte biri ALLAH’ın ve elçisinindir. Bu pay, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışların hakkıdır. ALLAH her şeye güç yetirendir.

 

Ayette de görüleceği üzere, ganimetlerin beşte biri ihtiyaç sahibi kişilere verilmek üzere alıkonulmuştur. Peygamberimiz şahsi bir menfaat sağlamamıştır.

 

GANİMET BAŞA DERT OLUYOR!

Enfal 67: Hiçbir peygambere, yeryüzünde savaşa katılmaksızın esirler edinmesi yakışmaz. Siz bu dünyanın geçici malını istiyorsunuz; ALLAH ise (sizin için) ahireti ister. ALLAH üstündür, bilgedir.

 

Enfal 68: ALLAH’ın daha önce koyduğu bir yasa olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azap dokunacaktı.

 

Yukarıdaki ayetler insanlarda ganimet sevdası olduğunun delili olarak alınabilir. Ayet “siz dünyanın geçici malını istiyorsunuz” diyerek amacın yanlışlığına atıf yapıyor. Alınan ganimetten dolayı azabın bile dokunabileceğinin söylenmesi, yapılan hatanın büyüklüğü ile alakalı bir fikir verebilir. Dünya hayatında sahip olacağımız her şey geçicidir. Asıl olan Allah’ın rızasıdır. “Allah’ı daha çok nasıl razı edebilirim” diye düşünmesi gereken kişiler mala tamah edince ciddi bir uyarı almışlardır.

Toparlayacak olursak:

Ayetlerin bağlamı ile alakalı yapılan tahrifat sadece birkaç ayetle sınırlı değildir. Ve bağlam konusu oldukça önemlidir. Birçok konuda ayetlerin yerleştirildikleri konumlarda oynatmalar yapılmıştır. Sözlerin anlamını bağlamından kaydıranlara karşı Allah bizi uyarıyor. Din adamları bağlamından kaydırma işini acemice değil süslü dekorlar eşliğinde profesyonelce yapıyorlar. Vahyedilen dine uymak istemeyen kişiler geçmişte de günümüzde de Allah’ın emirlerine uymamak için o emirleri tahrif etmeyi sürdüreceklerdir. Şirkin yeni yüzüne karşı Kur’an’ın uyarılarını dikkate almak zorundayız.

 

Maide 13: Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Sözlerin anlamını bağlamından kaydırırlar. Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. Onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin. Onları affet ve aldırma. ALLAH güzel davrananları sever.

 

Yukarıdaki ayet çok önemli bir gerçeğe dikkat çekiyor. Ayetler bağlamından kaydırılıyor. Sözü konulduğu yerden kaydırma işlemine karşı Müslümanlar uyanık olmalıdırlar.

Not: YAPILAN SAVAŞ BİR SAVUNMA SAVAŞIYDI

Fetih 20: ALLAH sizin birçok ganimet ele geçireceğinizi size söz vermiş bulunuyor. Size bunu çabucak verdi ve halkın ellerini sizden çekti. Böylece bunu inananlar için bir delil kıldı ve sizi dosdoğru yola iletti.