Önsöz

Mezhepler arası ihtilaf konuları çok önemli olup, ataları iz-leme duygusu tüm çelişkilere rağmen bu alanda çok güçlü-dür. Her dini grubun mezheplerinde atalarından öğrendiği, fark etmesi gereken büyük çelişkiler ve akıl dışı hükümler bolca mevcuttur. Yani atalarımız sanıldığı kadar masum de-ğiller ve delil üzerinde bulunmuyorlar. Dünya üzerinde ya-şayan tüm dini grupların yapması gereken, dinine değer ve-rip kendine öğretilen mezheplerin temsil ettiği din hakkında düşünmesi ve gerekli sorgulamayı yapmasıdır. Delil üzerine yaşamak ve atalarımızdan aldığımız dini öğretileri sorgula-mak bu anlamda önemli ve gereklidir. Allah katında geçer-siz olacak bir delilin ne değeri olabilir?
Hayattaki en önemli seçimimiz dini inancımızdır. Hangi se-çimimiz bu kadar hayati öneme sahip olabilir? Seçimleri-mizde yaptığımız hangi hata, dini inancımızın yanlış olması kadar acı sonuçlar doğurabilir? İnsanların çoğu, ebedi haya-tımızı ilgilendiren bu en önemli konuda, bırakın en dikkatli araştırma yapmayı ve sorgulamayı, hiçbir şekilde ufacık bir araştırma bile yapmıyorlar! Dini inançlarını adeta ataların-dan kopyalıyor ve taklitle düşünmeden yaşıyorlar. Bunun adı dini ciddiye almamaktır. Bunun adı Allah’a ve ahirete gereken değeri vermemektir…
Bu kadar farklı din, bu kadar farklı mezhep, bu kadar farklı görüşler varken, diğerlerinin uydurma ve senin inancının en doğrusu olduğunun YETERLİ DELİLİNE sahip misin? Yok-sa tüm dünyadaki insanların çoğu gibi, anne babanın ve top-lumun inancını taklit ederek mi takip ediyorsun? Seni yara-tanı yol gösterici olarak yeterli kabul etmen, O’na güvenmen, O’ndan samimiyetle yardım istemen, inancını sorgulaman, gerçeğin peşinde olman, dinini önemsemen ve DELİL ÜZE-RİNE yaşaman gerekmez mi? Bu soruların üzerinde iyice düşünülmesi gereklidir.
Yukarıda verdiğimiz iki ayette DELİL ÜZERİNE yaşamanın ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. İsra suresi 36’ya göre, bilmediğimiz konularda fikir sahibi olamayız. Delilsiz her-hangi bir öğretiyi takip edemeyiz. Kuran’ın sadece bu aye-tini bile uygulayan bir toplumu, hangi din adamı veya si-yasetçi kandırabilir? Kuran’ın ortaya koyduğu bu prensip,

İsra: 36 Bilmediğin bir şeyin ardına körü körüne düşme, çünkü işitme, görme duyusu ve beyin, hepsi ondan sorum-ludur.
Muhammed: 3 Çünkü inkar edenler batıla uymakta, iman edenler ise Rab’lerinden gelen gerçeğe uymaktadır-lar.

ALLAH halkın durumunu böyle sergiler hayatımızı kökten değiştirici ve çok üstün bir prensip değil midir? Kuran’a inandığını iddia eden toplumlar bu ayetin emrini neden uygulamıyorlar?
Muhammed suresi 3. ayetin mesajı da konumuz açısından oldukça büyük önem taşıyor. Kuran, batıla uymayı inkâr edenlerin bir özelliği olarak nitelendirirken; Allah’tan gelen gerçeğe uymayı ise inananların tavrı olarak nitelendiriyor! Yani kulaktan dolma bilgilerde, rivayetlerde, dedikodularda din aramak yerine; ALLAH’tan gelen DELİL ÜZERİNE ya-şamak zorundayız.
Din, insan ürünü olan mezhepsel içtihatlara değil, vahiy ürünü olan ayetlerin güçlü delillerine dayanmalıdır. İnsan ürünü olan tüm dini yorumlar insanın doğası gereği ihtilaf-lara ve ayrışmaya neden olmaktadır. Sadece vahye uymak birçok tartışmaya son vereceği gibi, dinin sınırlarının tüm insanlar tarafından bilinmesine ve ihtilafların azalmasına da olumlu etki yapacaktır.

Ali İmran: 105 Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılık ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayınız. Onlar için büyük bir azap var.
Enam: 57 De: “Ben Rabbimden bir delile dayanmak-tayım. Siz ise onu yalanladınız. Ona meydan okuyarak istediğiniz şeyi getirmek benim elimde değil. Hüküm, an-cak ve ancak ALLAH’ın. Gerçeği anlatıyor. O, en iyi ayı-randır.

Enam: 149 De ki: “En güçlü delil ALLAH’ındır. Dilesey-di, elbette hepinizi doğruya ulaştırırdı.” 

Ayrılığa düşülen konuların önemsizleştirilmesi de ayrı bir sorundur. Tek bir haramın helal yapılmasını bile doğru bir tespitle şirk ve küfür olarak niteleyen atalarımız, haramlar noktasında kendi ihtilaflarını sorun olarak görmemiş ve hal-kın da görmemesi için gereken süslemeleri yapmışlardır.
Din adamlarının çoğu atalarından miras kalan dini gerektiği gibi sorgulamadan aktarırlar. Bu yaklaşık olarak tüm dini gruplarda aynıdır. Din adamlarından öğreneceğiniz dini an-layış, hangi ülkede doğduğunuza bağlı olarak değişecektir. Din adamları kendi bulundukları ülkenin dinini öğrenip ge-nellikle sorgulamadan aktaran büyük bir sınıftır. Bir kısmı gerçekleri farketse bile, işsiz kalma ve geçinememe endişesinden dolayı bu gerçekleri açıklayamaz. Dinden başka mesleklerinin olmaması ve işsiz kalma korkusu, gerçeği açıklama isteğini bastırır. Aşağıdaki ayetler bizi kendimize getirmeli ve Allah hakkın-da konuşurken dikkatli olmamız gerektiğini farkettirmelidir. Aynı zamanda ahireti önemsiyorsak diriliş günü pişman ol-mamak için dinimize değer vermeli, inandığımız dini araştırmalı ve üzerinde düşünmeliyiz.

Kehf: 54 Biz bu Kuran’da halk için her türlü örneği ver-dik. Fakat insan tartışmaya çok düşkündür.
Hud: 118 Rabbin dileseydi halkı tek bir toplum yapardı. Fakat onlar sürekli olarak (gerçeği) tartışıp duracaklar.

 Taklitle değil, DELİL ÜZERİNE yaşamalıyız. Din adamlarının gerçeği artık gizlememeleri konusunda, aşağıdaki ayetleri bir uyarı olarak görmelerini Allah’tan dili-yorum. Gayet iyi bildikleri halde bazı konuları gizleyip açık-lamayan veya açıklarken konuları eğip bükerek hakikati bir şekilde gizleyenlerden Allah hesap soracaktır!

Hud: 18 Uydurmaları ALLAH’a yakıştırandan daha za-lim kim olabilir? Onlar Rab’lerinin huzuruna çıkarılır ve tanıklar: “İşte Rab’leri hakkında yalan uyduranlar bunlardır” diyecekler. ALLAH’ın laneti zalimleredir.
Casiye: 21 Kötülükleri işleyen kimseler, dirildiklerinde ve ölümlerinde, kendilerini, inanıp erdemli davrananlar-la bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyor-lar!
Enam: 81 “ALLAH’ın kendileri hakkında size hiç bir delil vermediklerini O’na ortak koşmaktan korkmuyor-sunuz da ben nasıl olur da sizin ortak koştuklarınızdan korkarım? Hangi taraf güvenliği daha çok haketmekte-dir? Bir bilseniz!”

Allah ve din hakkında delilsiz konuşanlara karşı gerekli dik-kati göstermemenin bedeli ağır olacaktır. Bu yüzden her Müslüman gerekli araştırmaları yaparak dinini bilmek zorundadır.

Son olarak; bazı konularda uyuşamadığımızda, ayette geçen cümleleri kurmalı ve barış içinde birbirimizle her dini konuyu tartışıp konuşabilmeliyiz.

Eleştiri ve önerileriniz için [email protected] adresine mail atabilirsiniz.
Sosyal medyada yaptığım aktif paylaşımlarıma vereceğiniz desteklerden dolayı şimdiden teşekkür ederim.

Saff: 4 ALLAH kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi düzenli birlikler halinde savaşanları sever.

WEB : www.ahmetmuratsaglam.com TWITTER: @ahmetmuratsgl
YAZAR SAYFAM:
www.facebook.com/NedenSadeceKuran/

Ahmet Murat Sağlam 19.10.2017 Perşembe