NEDEN YALNIZCA KUR’AN?

İddia: Geleneksel dini anlayış, İslam dininde dört (4) kaynak olduğunu iddia eder.

Bunlar Kur’an + Sünnet + İcma + Kıyas diye adlandırılmıştır. Ancak günümüzde bunlar iki kaynak olarak ıslah edilmeye çalışılıyor.

 

İddiaya Cevap: Günümüzdeki birçok din adamı yukarıdaki “dörtlemenin” savunulabilir bir yanı kalmadığını fark etmişler ve bu geleneksel dini anlayışın kısmi bozukluklarını ve bozukluğun ana kaynağı olan yöntemi eleştirmek yerine, yöntem üzerinde düzeltme yoluna gitmiştirlerdir.

Din adamları geleneksel dörtlemenin (Kur’an, Sünnet, İcma, Kıyas) son iki maddesini çıkartıyorlar ve bunun yerine kişisel görüşlerini son iki maddenin (İcma, Kıyas) yerine koyuyorlar.

Uygulanan yöntem aslında aynı: Geleneksel din adamları, gelenekten devşirdikleri kişisel görüşlerini İcma ve Kıyas diye pazarlarken; bunlar, kişisel görüşlerini Kur’an + Sünnet ikilemesi üzerine kurup çağımıza uydurmaya çalışıyorlar.

Günümüzde İcma’yı ve Kıyas’ı açıkça eleştiren bazı din adamları Kur’an’ın tek kaynak olarak yeterli olduğunu söylerler fakat rivayetlere yaklaşım noktasında yöntemleri aynıdır. Kur’an’ın yeterli olduğunu söyledikten sonra nasıl olur da rivayetlerden yardım alırsınız?

Aslında şirk işlendiği zaman tek bir putla da olsa yüzlerce ilah edinerek de olsa asla fark etmez, şirk, şirk olarak kalır.

Dinin kaynağı net olmaz ise din içinden çıkılamaz soru ve sorunlar yumağı haline gelir ve kimse gerçek dini öğrenemez. Bugün İslam dünyasının yaşadığı sorunların ve anlaşmazlıkların en büyük nedeni, dinin kaynağını ‘’Sadece Kur’an’’ olarak kabul etmemeleri ve Kur’an’ın yanına her mezhebin, oluşumun kendi kitaplarını kaynak olarak eklemesidir.

Kur’an dinin TEK kaynağı olarak belirlendiğinde ise bu sorunlar büyük ölçüde çözülecek, herhangi bir insan sorduğu sorunun cevabını hemen bulabilecektir. Din artık insanların kolayca öğrenebileceği bir duruma gelecektir.

Kur’an + Sünnet’çi anlayış, hadislere uymayı Peygambere uymak; hadisleri ise Kur’an’ın açıklaması olarak görmektedir. Bu çıkarsama KUR’AN’A GÖRE MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Hadis kitaplarındaki RİVAYETLERE uymak aslında ELÇİYE İSYAN ETMEK manasına gelir ki, inşallah bu iddiamızı kitap boyunca delillendirmeye çalışacağız. Kitabı yazmamızın en önemli amaçlarından biri de budur.

Dinin kaynağı da uyulması gereken de SADECE vahiydir ve bu mesaj, Kur’an boyunca birçok ayette tekrarlanır.

 

SAKIN KUR’AN’DAN SAPMA!

Kasas 87: Sana indirildikten sonra seni ALLAH‘ın AYETLERİNDEN SAPTIRMASINLAR. RABBİNE ÇAĞIR; ortak koşanlardan olma.

 

Sınavın ana konularından biri Allah’ın kitaplarına imandır. Allah’ın kitaplarına iman, Allah’ın tarif ettiği şekilde olmak zorundadır. Vahye imanın tavizsiz olması gerektiği, yukarıda verilen ayette net ve çok ciddi uyarılar eşliğinde ortaya konuluyor.

Kasas:87 ve benzeri birçok ayette kitaptan sapılmaması gerektiği Allah tarafından defalarca kez bildirilmiştir. Kur’an’ın dinde tek hüküm kaynağı olarak kabul edilmesi imanı ilgilendiren bir konudur. Kur’an’ın dinin tek kaynağı olduğunu kabul etmeyenler, ayrıca hüküm kaynağı edinirlerse, Allah’tan başka yasa koyucu edinerek Allah’a ortak koşmuş olurlar. Ayette “ortak koşanlardan olma” uyarısının, kitaptan sapmamak ile beraber zikredilmesi de oldukça anlamlıdır!

 

BİR İNSAN NASIL RAB EDİNİLİR? Âl-i İmran 78-79-80

Âl-i İmran 78: Onların bazısı, kitapta olmayanı kitaptan sanasınız diye dillerini bükerek kitabı taklit eder ve ALLAH katından olmadığı halde, “Bu ALLAH katındandır”, derler. Bile bile ALLAH adına yalan söylerler.

 

Tarih boyunca din adamları vahyin içinde olmayan şeyleri, sanki vahyin içinde varmış gibi sunmuşlardır. Ayet net bir şekilde, kitapta olmayan şeyleri Allah katındanmış gibi sunduklarını söyleyerek, bize onların yöntemlerini açıklıyor ve bizi uyarıyor. Uydurulmuş öğretileri izlemek, bizi bundan sorumlu yapar ve o uydurmayı yapan kişi bu yolla, rabbiniz/efendiniz olmuş olur.

Dine hiçbir şekilde insan ürünü öğretiler katılmamalıdır. Din, Yüce Allah’ındır ve din adına inanç konusu yapılan öğretiler vahiy kaynaklı olmak zorundadır.

PEKİ, ELÇİLER NASIL RAB EDİNİLDİ? (Âl-i İmran 79)

Elçiler Allah’tan aldıkları vahye ekleme çıkarma yapmadan vazifelerini yapan Allah’ın halis kullarıdır. Fakat elçilerin ardından sanki onlar söylüyormuş gibi, onların adı kullanılarak iftiralar atılmıştır. Teslis bunun en açık örneğidir. Din adamları bu öğretiyi İsa Peygamber’in vefatından sonra onun adını kullanarak dinin içine sokmayı başardılar.

İşte bu yolla İsa Peygamber, onun rızası dışında rab edinilmiş oldu!  (Maide 116-118 bkz.)

ELÇİLER KENDİLERİNE DEĞİL, ALLAH’IN KİTABINA ÇAĞIRIRLAR

Âl-i İmran 79: ALLAH’ın kendisine kitap, bilgelik ve peygamberlik verdiği hiçbir insan, “ALLAH’tan sonra bana da kulluk ediniz” diye halkı kendisine çağırmaz. Aksine, “ÖĞRENİP ÖĞRETTİĞİNİZ KİTAP GEREĞİNCE kendisini Rabbine adayan kullar olun”, der.

 

Allah’ın elçisinin şahsi sözlerini de izlememiz ve onları kaydetmemiz gerektiği ile alakalı TEK EMİR YOKTUR. Elçiler şahsi sözlerinde veya çıkarsamalarında hatalar yapabilirler. Allah, hata yapmayan tek mercidir. Bize yolumuzu eksiksiz ve apaçık söylemeye de kadirdir. Kur’an zaten yolumuzu göstermek, bizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilmiştir. Elçilerin görevine (ki bu görev tebliğle sınırlıdır) ekleme yapmak, vahyi bulunduğu yerden başka bir yere taşımak olacaktır.

 

Âl-i İmran 80: Ve size, melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra size hiç inkârı emreder mi?

 

Muhammed Peygamber’in dilinden söyletilen ‘’kitaba göre kul olun’’ cümlesinden hemen sonra gelen yukardaki ayet, “peygamberleri rab edinmeyin” şeklinde bitiriliyor.

Muhammed Peygamber’in vefatından hemen sonra hadis uydurmacılığı başlamış ve ona yığınla iftira atılmıştır. Bu durum, bizzat hadis imamları tarafından da itiraf edilmiştir.

Recm, mürtedin öldürülmesi, dinin kaynağına eklemeler yapılması, kadınların haklarının ellerinden haklarının alınıp aşağılanması, gıdalarla alakalı haramlar ve daha nice uydurmalar hep bu dönemde rivayetler yoluyla oluşturulmuştur.

Yukarıdaki ve benzeri birçok dini hüküm, bizzat din adamları eliyle yazılan kitaplar vasıtasıyla hem ALLAH’a ve elçilerine iftiraya hem de rab ve ilahlar edinmeye yol açmıştır. Dinde aslı olmayan birçok uydurma hükmü dinin içinde kabul etmek, bizi o dinin dışına atar ve şirk suçu işlenmiş olur.

Elçiler adına uydurulan bir öğreti izlendiğinde, hem elçilere iftira atılmış hem de o iftirayı uyduran kişi bu yolla rab edinilmiş olur. (Ayrıca Tevbe 31, Âl-i İmran 64 bkz.)

 

KUR’AN’I YETERSİZ GÖRÜP BAŞKA DİNİ KAYNAKLAR MI İSTİYORSUNUZ?

Yunus 15: Onlara APAÇIK olan AYETLERİMİZ okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar, “Bundan BAŞKA BİR KUR’AN GETİR yahut onu değiştir!”, derler. De ki: “Onu kendi tarafımdan değiştiremem. BEN YALNIZ BANA VAHYEDİLENE UYARIM. Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.”

 

Yukarıdaki ayet, Muhammed Peygamber’in SADECE KUR’AN’A UYDUĞUNUN açık kanıtlarından biridir. Biz de yalnız Kur’an’a uyduğumuzda, aynen onun davranmış olduğu gibi davranmış olacağız.

Kur’an’ı beğenmeyip geleneksel kaynaklarla dine yama yapmaya çalışanlar, aslında KENDİ KAFA YAPILARINDAKİ ANLAYIŞLARI temel aldıkları kaynaklara söyletmeye çalışıyorlar. Her bir mezhep, hoşuna giden rivayeti alıyor ve izliyor. Dini öğretiler, aralarında seçmece yapılarak izlenecek şeyler değildir. Allah vahyeder, kulları da bu emirleri izler; din budur.

 

RİVAYET VE FIKIH KİTAPLARINI MI İZLİYORSUNUZ?

Müminun 53: Fakat onlar işlerini çeşitli kitaplara ayırdılar. Her grup kendi yanında bulunandan hoşnut…

Zuhruf 21: Onlara bundan önce bir kitap mı verdik, ona mı dayanıyorlar?

 

Yukarıdaki ayetler çok kaynaklı dini anlayışların temel bir eleştirisidir. Dinin kaynağı, çeşitli kitaplara ayrılamaz. Vahiy temelli olmayan hükümler, din olamaz. Ayette sorulan sorunun cevabı çok önemlidir!

Yukarıdaki ayet halimizi özetlemiyor mu?

Dinin kaynağını binlerce parçaya bölüp, Müslümanları cemaatlere, tarikatlara, mezheplere ayıran din adamları oldu.

Bu din adamlarının yazdıkları ve dinin kaynağı olarak sundukları kitaplarda anlatılan Kur’an dışı öğretileri din mi edineceksiniz?

Peygamberimizin yaptığı gibi Kur’an’da vahyedilmiş olan eksiksiz/detaylı/apaçık/kolay ve anlaşılır olan ayetleri yeterli görerek din edinmek yerine, “Kur’an’da şu var mı, bu var mı” gibi sorularla Allah’ın dininde eksiklik ve yetersizlik mi bulmaya çalışıyorsunuz?

Allah’ın Kur’an’da verdiği cevapları yetersiz görüp, seçtiğiniz din adamlarının hoşlandığınız yanıtlarını mı din ediniyorsunuz?

 

SORULARIMIZIN CEVABI KUR’AN’DA

Maide 101: İnananlar! Açıklandığı vakit hoşunuza gitmeyecek şeyler hakkında sorular sormayın. Kur’an’ın ışığında sorarsanız size açık olurlar. ALLAH özellikle onlardan söz etmedi. ALLAH bağışlayandır, yumuşak davranandır.

 

Allah’ın hangi sorulardan özellikle söz etmediğini bilemiyoruz. Ama gerekli sorulara cevap verildiğini ayetten anlıyoruz.

Yeter ki, doğru soruları sorabilelim. Allah, özellikle bazı soruların cevabını vermediğini belirtmesine rağmen, kafamızdaki yığınla gereksiz soruya da cevap aramamalıyız.

 

İNSANLARI İNKÂRCI YAPABİLEN SORULAR VAR!

Maide 102: Sizden önce bir topluluk o tip soruları sordu da, o sorularından dolayı inkârcı oldular.

 

Yukarıdaki ayet, verdiği mesaj açısından çok önemlidir. Soru sormayı ve düşünmeyi öğütleyen bir kitap, nasıl olur da soru soranları eleştirir? Bunun nedeni soru sormayı beceremeyen, yanlış sorular üreten, muharref algıya sahip bir kafa olabilir mi? Bir önceki ayeti hatırlayacak olursak, bazı sorulardan Allah’ın özellikte bahsetmediğini biliyoruz. Dolayısıyla düzgün sorular üreten bir bakış açısının önemini kavramış oluyoruz. Soru sorarken, Kur’an’ın “bak” dediği yerden bakmamızın önemli olduğunu unutmamakta fayda var.

 

UYARMAK İÇİN KUR’AN YETERLİ!

En’am 19: Sor: “Kimin tanıklığı büyüktür?” De ki: “Benimle sizin aranızda ALLAH tanıktır. Sizi ve ulaştığı HERKESİ UYARMAK İÇİN BANA BU KUR’AN VERİLDİ. ALLAH’tan başka tanrı olduğuna mı tanıklık ediyorsunuz?” “Ben böyle tanıklık etmem”, de ve ardından şunu da söyle: “O, bir tek tanrıdır, ben sizin ortak koştuğunuz şeyden uzağım.”

 

Muhatap olmamız gereken tek dini kaynak Kur’an’dır. Muhammed (a.s) ve dostlarının elinde de sadece Kur’an vardı. Herkesi uyarmak için Kur’an’ı alan Peygamberimiz, elindeki kitapla insanlara mesajı tebliğ etmiştir. Bizim de yapmamız gereken yine aynı yöntemle, sadece Kur’an’la uyarmak/uyarılmaktır. İnsanları uyarmak için ayrıca kaynaklara ihtiyacımız olduğu iddia edilemez.

 

EN GÜZEL TEFSİR DE KUR’AN’DADIR

Furkan 33: Onların sana yönelttikleri her teze karşı biz, sana gerçeği ve en güzel AÇIKLAMAYI (Ahsene Tefsira) getiririz.

 

Yukardaki ayette Allah en güzel tefsiri yaptığını söylüyor. Yani Kur’an, Allah tarafından tefsiri yapılmış bir kitaptır. Sorularımız düzgün olursa, Kur’an tarafından verilmiş cevapları bulacağız. Sorularımız Allah tarafından bağışlanmış sorularsa, cevabını aramaya gerek yoktur ve cevabını bulamayacağız. Allah’ın bağışladığı bir sorunun cevabını aramanın bir gereği de yoktur.

 

VAHİY ANLAŞMAZLIKLARI ÇÖZMEK İÇİN İNDİRİLDİ!

Bakara 213: İnsanlar bir tek topluluktu. ALLAH, peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi ve ANLAŞMAZLIĞA DÜŞTÜKLERİ KONULARDA halkın arasında hükmetmeleri için onlarla birlikte gerçeği içeren KİTABI İNDİRDİ. Oysa kitap verilenler, kendilerine AÇIK KANITLAR geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan ötürü onun hakkında anlaşmazlığa düştüler. Fakat ALLAH, izniyle inananları onların anlaşmazlığa düştüğü gerçeğe ulaştırdı. ALLAH dilediğini/dileyeni doğru yola iletir.

 

Anlaşmazlığın nedeni vahiy değil, kişilerin kavrayış problemleridir. Yukarıdaki ayet, bazı gerçeklerin kitap yoluyla çözülmesine rağmen, kıskançlık sebebiyle anlaşmazlıklardan kurtulamadığımızı gösteriyor. Karşılaşılan sorunları çözmek için gönderilen kitapların bizzat kendisi anlaşmazlığın konusu yapılabiliyor. Sorun, insanın kendisinde ve vahyi anlama yöntemindedir.

 

ALLAH EKSİK MESAJ İÇEREN KİTAP GÖNDERMEZ!

En’am 115: Rabbinin kelimeleri DOĞRULUK ve ADALETLE TAMAMLANMIŞTIR. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir.

 

Rabbimizin kelimeleri tamdır. Allah, kelime sıkıntısı çekmediğini de defalarca belirtir. Kur’an’da hata ve eksik bulma yarışına giren gelenekçi din adamları ve onların izleyicileri, Allah’ın Kur’an’da birkaç cümle ile özetlenebilecek konuları özetleyememiş olduğunu da iddia etmiş oluyorlar. ‘’Kur’an tamamsa, bize Kur’an’da salâtı veya haram ayların isimlerini göster’’ diyenler, Allah’ın Kur’an’da söz konusu 4 ayın ismini neden vermediğini anlamak için düşünecekleri yerde, “eksik bulduk” zannına kapılıp, adeta sevinç naraları atıyorlar. Oysa cevap basittir. Haram aylar, isimleri bilinen aylardır. Allah zaten bilindiği için bu ayların isimlerini zikretmemiş ve belki de bizim mollaları bu yolla test etmiştir.

 

KUR’AN’DAN HESABA ÇEKİLECEĞİZ

Zuhruf 43: Sana VAHYEDİLENE SARIL; çünkü sen doğru yoldasın.

Zuhruf 44: Bu, sana ve halkına bir mesajdır; ONDAN SORULACAKSINIZ.

 

Sorguya çekilmeyeceğimiz şeyleri din adına bilmemize gerek olmadığını yukarıdaki ayetten kolayca anlayabiliriz. Allah, hesaba çekeceği soruları bildirmeden kullarını elbette hesaba çekmez. Sorular kişi veya mezheplere göre de değişmez.

Yani din, kişi veya mezhebe göre değişmeyen net bir tanım içermek zorundadır.

Kur’an, ayet sayısı ve tanımları belli olan bir kitaptır.

İyi bir okuyucu, Kur’an’ı 15 günde detaylı bir şekilde okuyabilir. Okunması ve araştırılması istenen geleneksel kaynakları ise, DİN ADAMLARI ANLATMADAN anlamamızın ve kavramamızın imkânı yoktur.

Hatta din adamları da bu kaynakları tek başlarına anlayamazlar. Yine kendi iddialarına göre, Kur’an’ı anlamak için hadis, fıkıh, siyer ve tefsir uzmanlarına ihtiyaç vardır(!).

Böyle olsa bile işin içinden çıkamazsınız. Ayetlerle ilgili yapılacak yorumlar, o kişilerin hangi mezhep, tarikat ve cemaatten olduklarına göre değişecektir.

Toparlayacak olursak, Allah, iman edenlerin kolaylıkla anlayabileceği bir kitap göndermiştir. Bize verilmiş tek bir ömür var ve bu hakkı en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Anlamadığımız yerlerle ilgili elbette insanların görüşlerini alabiliriz. Fakat bunu bugün sıkça yapılan hataya düşmeksizin, aklımızı o kişilerin cebine koymadan yapmalıyız. Kur’an’da konuyla ilgili Zümer suresindeki ayet dikkat çekicidir.

 

Zümer 18: Onlar ki, sözü (kavl) dinlerler ve en güzeline uyarlar. Onlar, Allah’ın yol gösterdiği kimselerdir. Onlar akıl sahipleridir. 

 

Dinlediğimiz görüşler içinde aklımızı kullanarak en güzeline uymamızın istendiği bu ayette, söz kelimesi yerine ‘’hadis’’ değil, ‘’kavl’’ kelimesinin seçilmesi harika bir inceliktir. Ayette ‘’hadis’’ kelimesi geçseydi, hadislerin içinde en güzel hadisi aramamız gerektiğini söyleyenler olacağını tahmin etmek hiç de zor değil. Kur’an’ın kelime kullanımlarındaki incelik ve mucizelerine bu ayet güzel bir örneklik teşkil ediyor.

 

DİLEDİĞİNİZİ BULMAK İSTEDİĞİNİZ BİR DİN Mİ ARIYORSUNUZ?

Kalem 36: Neyiniz var, ne biçim hüküm veriyorsunuz?

Kalem 37: Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyup duruyorsunuz?

Kalem 38: Ve içinde her dilediğinizi bulabiliyorsunuz?

 

Dini kendilerine uyduranlar, diledikleri/istedikleri hükme uymak isterler. Bu ise Kur’an tarafından yasaklanmıştır. Yukarıdaki ayet (68:37) kesin bir dille, Kur’an dışında herhangi bir kitabın dinde kaynak kabul edilmesini yasaklıyor.

Kur’an’ın, iniş sebebi olan dini bize öğretme görevini tam olarak yerine getiremediğini düşünmek, Allah’a eksiklik yakıştırmak anlamına gelmiyor mu? Üstün ilim sahibi ve bilgisi her şeyi kuşatmış olan Allah, hiç kullarının yama yapacağı bir din gönderir mi?

 

SAKIN VAHİYDEN AYRILMA!

İsra 73: Başka bir şeyi uydurup bize yakıştırman için neredeyse seni sana vahyettiğimizden ayırıp saptıracaklardı. İşte o zaman seni dost edineceklerdi.

İsra 74: Seni sağlamlaştırmasaydık, onlara neredeyse bir parça meyledecektin.

İsra 75: O zaman da hayatın ve ölümün azabını katlayarak sana tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

 

Ayetler bize, vahiyden en küçük bir sapmaya bile Allah tarafından sert bir şekilde ceza verilebileceğini haber veriyor. Dinde Kur’an haricinde kaynaklar kabul etmenin, yukarıdaki ayetlerle çelişmek ve Allah’a isyan etmek anlamına geldiğini anlamamız gerekir.

 

PEYGAMBER DİN ADINA SADECE VAHYEDİLENİ SÖYLER

Hakka 44: O, bize bazı sözler yakıştırsa,

Hakka 45: Biz onu kuvvetle yakalar,

Hakka 46: Sonra ondan vahyi keserdik.

Hakka 47: Ve sizden kimse de buna engel olamazdı.

 

Din hakkında olmayan yasalar buyurmak, Kur’an’ın haricinde sözler söylemek, peygamberimize ve elbette hepimize Allah tarafından yasaklanmıştır.

Yukarıdaki ayetlere göre peygamberimiz Kur’an’ın haricinde kendi sözlerine dayalı herhangi bir dini öğreti tebliğ etmemiştir.

Dini hükümler söz konusu olduğunda, ayetlerde de görüldüğü gibi, kaynak sadece Kur’an/Vahiy olmak zorundadır.

Kur’an’ın tamamı peygamberimizin ağzından çıkıp iletilmiş sözlerdir/hadislerdir ve sadece Kur’an ayetlerini izlemek peygamberimizi ve tüm elçileri izlemek manasına gelecektir.

 

GAYBİ BİR HABER: KUR’AN PARÇALARA AYRILIYOR

Hicr 89: De ki: “Ben apaçık bir uyarıcıyım.”

Hicr 90: Aynı şekilde o bölücülerle de ilgileneceğiz.

Hicr 91: Onlar ki, Kur’an’ı parçalara ayırdılar.

Hicr 92: Rabbine andolsun ki, hepsinden soracağız.

Hicr 93: Yaptıkları şeylerden.

Hicr 94: Öyleyse sana emredileni açıkça ortaya koy ve MÜŞRİKLERE de aldırma.

 

Dikkat edilirse 15:91 ayeti, Kur’an’ın tek kaynak oluşuna vurgu yapıyor. Yani dinin kaynağını parçalara ayırmamamız gerekiyor. Bugün ise Müslümanların dini kaynak olarak başvurdukları kitapların sayısı belli bile değildir.

Kur’an ayetlerini işlerine geldiği gibi yorumlamak, her mezhep grubu için sıradan bir uygulama haline gelmiştir. Hakikat kendileri tarafından fark edildiğinde bile mezheplerine ters düşmemek için hakikate sırtını dönen insanlar görüyoruz.

 

Casiye 18: Sonra sana da din konusunda bir yasa verdik; sen ona uymalısın, bilmeyenlerin arzularına uyma.

Nisa 113: ALLAH’ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni nerdeyse saptıracaktı. Onlar, yalnız kendilerini saptırır, sana hiçbir zarar veremezler. ALLAH sana kitap ve bilgeliği indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. ALLAH’ın sana olan lütfu büyüktür.

 

Peygamberimiz, İslam diniyle alakalı tüm bilgileri kendisine vahyedilen Kur’an vasıtasıyla öğrendi. Peygamberimize bilmediklerini öğreten de Kur’an’dı.

Eğer peygamberimizi örnek alacaksak, dinimizi tıpkı onun yaptığı gibi Kur’an’dan öğrenmeliyiz; başka kaynaklardan değil…

 

En’am 56: De ki: “ALLAH’ın dışında çağırdıklarınıza kulluk etmekten menedildim.” De ki: “Sizin arzularınıza uymayacağım. Aksi halde sapar ve doğru yolu bulamam.”

 

Kulluk, kul olduğunuz varlığın emir ve yasaklarına uymakla olur. Müslümanlar Allah’ın kulu olmak istiyorlarsa, Allah’ın yasalarına uymak zorundadırlar ve bu yasalar, sadece Kur’an’dadır.

Kur’an’ın dışında hadis ve mezhep kitaplarını izlemek, o kitapları yazan kişilerin Allah adına uydurduğu delilsiz öğretileri din diye kabul etmek, o kişilere kulluk etmek manasına gelir.

 

ALLAH’IN KİTABIYLA YETİNMEYENLER VAR

Âl-i İmran 23: Kitaptan kendilerine bir pay verilmiş olanlara baksana, aralarında hükmetmeleri için ALLAH’ın kitabına çağrılıyorlar da onlardan bir grup yüz çevirip geri dönüyor.

Ahkaf 9: De ki: “Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne olacağını da bilmem. Ben, ancak bana vahyedilene uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.”

 

Elçiler dinde ayrıca hüküm koyamazlar ve sadece kendilerine vahyedilene uyarlar.

Allah’ın peygamberimize verdiği tek görev, insanları sadece Kur’an’la uyarmaktır. Bu göreve ekleme yapılamaz. Geleneksel dini anlayışta, ayrıca hüküm koyabilme hadisler yoluyla yapılmıştır. Birçok dini yasak bu yolla enjekte edilmiştir. Bu ise, Kur’an’ın tanımıyla ‘’şirk’’ denilen uygulamadır.

 

“KUR’AN YETERLİDİR” DEDİĞİMİZDE MUHATABIMIZIN TAVRI

Hacc 72: Kendilerine APAÇIK AYETLERİMİZ okunduğunda, inkârcıların yüzünde inkârcılığı okursun. Kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerine neredeyse saldıracaklardır. De ki, “Bundan daha kötüsünü size bildireyim mi? Ateş! ALLAH onu kâfirlere vadetmiştir. Ne kötü bir sonuçtur!”

 

‘’Kur’an yeterlidir’’ dediğimizde, ayettekine benzer bir tavırla karşılaşıyoruz. Günümüz inkârcılarının en belirgin özelliklerinden biri de, Kur’an’ın yeterliliğine dair cümle kuranlardan hoşlanmamalarıdır. Bunu siz de test edip sonuçlarını görebilirsiniz.

Bölüm ayetlerinin özeti:

  • Sakın ayetlerden sapma! (Kasas 87- Casiye 18 – Nisa 113)
  • Din adamlarını ve elçileri rab edinmeyin! (Âl-i İmran 78-80)
  • Vahye göre kul olun. (Âl-i İmran 79)
  • Dini çeşitli kitaplara ayırmayın. (Müminun 53)
  • Sorularınızı Kur’an ışığında sorun. (Maide 101)
  • İnsanları inkârcı yapan sorular var. (Maide 102)
  • Herkesi uyarmak için Kur’an yeterlidir. (En’am 19)
  • En güzel tefsir Kur’an’dadır. (Furkan 33)
  • Anlaşmazlıkları Kur’an’la çözün. (Bakara 213)
  • Kur’an tamdır. (En’am 115)
  • Kur’an’dan hesaba çekileceğiz. (Zuhruf 44)
  • Kur’an’dan sapmak azaba uğramaya neden olur. (İsra 73-75)
  • Peygamberimizin din adına vahiy dışı sözler söylemesi yasaktır. (Hakka 44-47)